Z KUŞAĞINI ANLAMAK

Z KUŞAĞINI ANLAMAK

Değişmeyen tek şey değişimdir. Doğanın kanunu gereği canlı ve cansız varlıklarda sürekli değişimler olmaktadır. Bu değişimler içerisinde elbette insan da yer almaktadır. Çevrenin etkisi ile insan psikolojik, sosyal, kültürel, zihinsel, bedensel gibi birçok alanda değişebilmektedir. İnsanın değişimi dünyanın değişimi demektir. Teknolojinin, sosyal medyanın, çevrimiçi içeriklerinin hayatımıza girmesi ile birlikte bu değişimlerin daha hızlı olduğunu görebilmekteyiz.

İnsan bulunduğu zaman dilimine ayak uydurma yeteneğine sahiptir ve bunu kendini diğer varlıklardan ayıran zekâsına borçludur. Ortama uyum sağlayabilme yeteneği olarak tanımlanan zekâ, insanda var olan bir durumdur. Zekânın varoluşunu sağlamak, geliştirmek, kullanmak ancak eğitimle mümkündür. Okumak, yazmak, çizmek, araştırmak, kodlamak, planlamak, projelendirmek, yapılandırmak, rehberlik etmek vb. birçok faaliyet eğitimin bize hediyesi, gelişimize yegâne katkısıdır.
Sürekli değişimlerin olduğu çağları atlatan insanlık Z kuşağını, Alfa kuşağını çok net görmektedir. Hemen hemen her ailede psikiyatri ilaçları kullanan bireylerin olduğu, ilaç isimlerini bilen, ruhsal sorununu araştıran, kendi rahatsızlığına, hastalığına tanı koyan, teknolojiyi sosyal medyayı, çevrim içi faaliyetleri yoğun bir şekilde kullanan, kendisine yenidünyalar kuran beynin farklı birçok noktasını kullanabilen bir gençlikle beraberiz. Özellikle son yıllarda teknolojinin, sosyal medyanın hayatımıza girmesi ile birlikte değişimlerdeki hızının arttığını, evrensel kültürlerin oluştuğunu görebilmekteyiz.

İnsan zekâsı sayesinde ortama uyum sağlayabilmiştir. Bundan sonraki yüzyıllarda da bunu yapabilecektir. X kuşak, y kuşak, z kuşak, sırada alfa kuşak derken bu durum insanın değişiminin sonsuza denk devam edeceğinin ve  sonucunda  kuşaklarası  çatışmaların  bitmeyeceğinin  habercisidir. Kuşaklararası çatışma insanın değişimi için gelişimi için bireyi motive eden bir durumdur. İnsan varoldukça varolan anne baba-çocuk,  gençler-yetişkinler-yaşlılar,  öğrenci- öğretmen, asker-komutan, hasta-doktor gibi toplumun her kesiminde hissedilen bir durumdur. Çatışmaların bitmesini beklemek insanı farklı problemlere sürükleyebilir. Kuşaklararası süreç bizi birbirimizden farklıymış gibi gösterse dahi gelişimin bir parçasıdır, burada insanı anlamak devreye girer, anlayışın ön plana çıktığı, empatinin doğduğu süreç başlar. Çatışmaları olumlu bakabilmeli, iletişimi önemsemeliyiz.

Çatışmaların temelinde zamana ayak uydurma mücadelesi vardır. Zamana uyum sağlamak, değişime ayak uydurmak, kendini geliştirmek, değişimin doğasında olan çatışmalara, zıtlıklara  olumlu  açılardan  bakabilmek  problemlerin  çözümüne  katkı  sağlayacaktır.  Sadece  okullarla,  üniversitelerle sonuç
alabilecek bir durum değildir. Kendini geliştirme adına yapılan tüm faaliyetleri barındırır. Kişi kendisinin öğretmeni olabilmeli. Teknolojiyi sosyal medyayı kendi faydasına kullanabilmeli, duygudaş olabilmeli, zekâsını kullanabilmeli, yeni kuşaklarla empati kurabilmelidir.

Sevgili anne babalar, yetişkinler bizler kuşaklararası çatışmaların yabancısı değiliz, benzer duygular yaşadık. Bizleri kimsenin anlamadığını düşündüğümüz zamanlarımız oldu. Yaşadığımız süreç rehberlik zamanıdır, tecrübelerimizi paylaşma zamanıdır. Çocuklar, gençler kuşaklararası çatışmayı yaşamaya başladılar. Bizler kadar hayatta tecrübeli değiller. Onları anlamalı, onlardan uzaklaşmamalı, ortak dil kullanmalı, teknolojinin gerisinde kalmamalı, daima değişim gelişim ilkesiyle hareket etmeliyiz. Empatinin hâkim olduğu insanda, ailede, toplumda, dünyada barış eksik olmaz saygılarımla. 
 

YORUMLAR

Ben robot değilim seçeneğini işaretleyin.

  • Henüz yorum yazılmadı