ÖMER ADIGÜZEL İLE “EĞİTİMDE YARATICI DRAMA” ÜZERİNE

ÖMER ADIGÜZEL İLE “EĞİTİMDE YARATICI DRAMA” ÜZERİNE

Ömer Eski: Ömer Hocam; Rize’den,  “çaydan-lık” dergisinden merhabalar…
Ömer ADIGÜZEL: Merhaba. Teşekkür ederim… 

Ömer Eski: Ömer Hocam, söyle başlayalım isterseniz “Yaratıcı Drama” kavramı yanlış kullanılan, yanlış anlaşılan bir kavram. Drama, Yaratıcı Drama, Eğitimde Yaratıcı Drama, Canlandırma kavramları aynıymış gibi kullanılabiliyor. Eğitimde Yaratıcı Drama kavramına bir çerçeve oluşturmak istesek neler söyleyebiliriz?

Ömer ADIGÜZEL: Bu üç kavram da (drama, yaratıcı drama, eğitimde yaratıcı drama) aynı amaç için çalışan, aynı anlamlara sahip kavramlar. Elbette drama kavramının çok geniş ve farklı tanımları var. Dramanın farklı kullanım biçimleri de var. En çok tiyatro veya sahnede oynanmak üzere yazılmış metin anlamındaki kullanımı var. Bizim yaptığımız ve yaygınlaştırmaya çalıştığımız drama/eğitimde drama/yaratıcı drama kavramı bu anlamın dışında. Zaten kavramın başına EĞİTİMDE VEYA YARATICI sözcüklerinin getirilme gerekçesinde de bu farklı anlamlar ve tiyatro sanatı ile karıştırılması yatıyor. 

    Tiyatro ile karıştırmamak için ve doğaçlama veya rol oynayanlar tarafından yaratıldığı ve oluşturulduğu için dramanın başına yaratıcı veya eğitimde sözcükleri gelmektedir. Başka bir deyişle yetkin bir sanat türü olan tiyatroda bir oyuncu elinde bulunan metne, diğer oyunculara ve en sonunda da yönetmenin yorumuna bağlı olarak canlandırmalarını yapar. Yani bu canlandırmalar kendi yaşantılarından yola çıkarak, doğaçlama biçiminde ortaya çıkmaz. Kendisine verilen metne sadık kalmak durumundadır. Eğitimde drama veya yaratıcı drama olarak adlandırılan bu alanda oyuncu (katılımcı) kendi yaşantılarından yola çıkarak doğaçlama yapar ve bu canlandırmaları seyirci için yapmaz. Çünkü bu süreçlerde seyirci olmaz. İzleyiciler o anda rol içinde olmayan diğer katılımcılardır. 

    Eğitimde drama başta İngiltere olmak üzere Büyük Britanya’da kullanılırken ABD, Kanada, Yeni Zellanda gibi ülkelerde Yaratıcı Drama kavramı kullanılmaktadır. Türkiye’de her ikisi de yoğun kullanmakla birlikte daha çok eğitimde yaratıcı drama kavramı kullanılmaktadır. İçerik ve nitelik açısından her şey yerli yerindeyse bu alan drama (tiyatrodan farklı olduğunu bilerek elbette), eğitimde drama veya yaratıcı drama olarak adlandırılabilir. 

    Canlandırma yaratıcı drama çalışmalarında aşamanın adıdır. Başta doğaçlama olmak üzere tüm teknikler bu aşamada kullanılır. Eğer içinde bir canlandırma süreci yoksa ve bu süreç doğaçlamaya dayalı değilse bu çalışmanın yaratıcı drama olarak adlandırılması olanaksızdır. Mutlaka doğaçlamaya dayalı bir canlandırmanın olması gerekir. Bu nedenle kavram hiçbir biçimde canlandırma olarak adlandırılamaz. Canlandırma bir yöntem veya teknik de değildir. Canlandırma bir aşamanın adıdır sadece. 

Ömer Eski: Eğitimde Yaratıcı Drama; yapısında rol yapma, doğaçlama gibi unsurları barındırıyor. Belki bunların yanında farklı dinamiklere de sahip? (Öğretmen okurlarımız adına soruya ekleyerek sormak istiyorum.) Eğitmen-Öğrenci, lider-katılımcı arasında süreçler nasıl işliyor, Eğitim sürecinde ve sonrasında öne çıkan aşamalar nelerdir? Bu dinamiklerin içinde öğretmenin yeri/misyonu neresi olmalıdır?

Ömer ADIGÜZEL: …Eğitimde yaratıcı drama alanında rol yapma yerine daha çok rol oynama kullanılır. Her iki teknik yani doğaçlama ve rol oynama en çok kullanılan tekniklerdendir ve bu çalışmalar için esas olan tekniklerdir. 80’e yakın farklı teknik olmasına karşın doğaçlama ve rol oynama teknikleri ve bunların işe koşulması önemlidir. 

    Elbette yaratıcı drama bir süreç işidir ve çeşitli bileşenlerden oluşur. Bunlar eğitmen, grup (katılımcılardan/öğrencilerden oluşur), mekân, teknikler, yaşantılardan oluşur. Bunların bir araya gelmesi ile bir canlandırma süreci gerçekleştirilir. Bu canlandırmaların kendiliğindenliğe bağlı olarak yapılması istenir ve beklenir. Bu süreçlerde oyun ve özelliklerinden de yoğun olarak yararlanılır. 

    Yaratıcı drama ister yöntem isterse bir ders olarak uygulansın mutlaka bir sistematiklik içerisinde uygulanmalıdır. Bu uygulama Isınma-Hazırlık, Canlandırma- Tartışma-Değerlendirme gibi aşamalardan oluşur. Önemli olan eğitim sürecinde amaca hizmet edebilecek etkinliklerin bir bütün oluşturacak özelliğe sahip olmasıdır. Ayrıca yukarda da belirtildiği gibi mutlaka canlandırma içinde olmalıdır. 

Ömer Eski: Sizin de konferanslarınızda belirttiğiniz gibi iş sektöründen eğitime kadar her alanda kendine yer bulabilen bir kavram/faaliyet Yaratıcı Drama (Birinci sorudan sonra kavram karmaşası ortadan kalmıştır umarım.) Eğitimde Yaratıcı Drama bir sınırlandırmayı beraberinde getiriyor. Okul öncesinden başlayıp üniversiteye kadar uzanan eğitim sürecinde –müfredatların içinde- Yaratıcı Drama’yı nasıl konumlandırmalıyız? İlköğretim ve sonrasında birbirine ekli/organize süreçlerden söz edilebilir mi?

Ömer ADIGÜZEL: Eğitimde yaratıcı drama pek çok amaç için bir yöntem olarak kullanılabilir. Bundan daha önemli olan dramanın bağımsız bir ders olması. Türkçe, Matematik, Hayat Bilgisi, Sosyal Bilgiler vb. gibi drama, kendine özgü bir içeriği ve ölçme yaklaşımı olan bir derstir ve hemen tüm kademelerde yer almalıdır. Üstelik resim, müzik gibi bir güzel sanatlar eğitimi alanı olarak yer almalıdır ve bu haftada en az iki ders saati olarak zorunlu/seçmeli ders olarak eğitim programlarında yerini almalıdır. Bunların yanında insanın olduğu her yerde, her eğitim çalışmasında da dramadan bir yöntem olarak yararlanılabilir. Tüm hizmet öncesi ve hizmet içi eğitimlerde de drama çok etkili sonuçları getirebilecek bir özelliğe sahip.

Ömer Eski: 2003 yılından bu yana Çağdaş Drama Derneğinin başkanlığını sürdürüyorsunuz. Bildiğim kadarıyla bu dernek 90’lı yıllardan beri faaliyet gösteriyor. Bu süreç uzun bir süreç… Milli Eğitim Bakanlığı başta olmak üzere birçok paydaşla projeler, çalışmalar yürütüyorsunuz. Ömer Hocam, otuz yıllık süre içinde Türkiye’de, Eğitimde Yaratıcı Drama alanında neler yaşandı, gerek sizin gerekse de Çağdaş Drama Derneğinin ileriye yönelik hedef ve projeleri nelerdir? 

Ömer ADIGÜZEL: Öncelikle başta Milli Eğitim Bakanlığı olmak üzere pek çok eğitim biriminde, örgün ve yaygın eğitimde yaratıcı drama bir ders olarak yer almaya başladı. 2005 yılına MEB’de ilköğretimde seçmeli ders olarak yer aldı. Eğitim programı hazırlandı. Öğretmen el kitabı hazırlandı. 2007’den itibaren Eğitim Fakülteleri Sınıf Öğretmenliği ve Okulöncesi Öğretmenliği Anabilim Dallarında zorunlu ders olarak yer aldı. Daha sonra Sosyal Bilgiler Öğretmenliği biriminde zorunlu ders oldu. Pek çok öğretmenlik ve eğitim bilimleri alanlarında seçmeli ders olarak yer alan drama 2017 yılından sonra bazı anabilim dallarında zorunlu veya seçmeli ders olarak yer aldı. 2020 yılından sonra YÖK tarafından yapılan yeni düzenleme ile ne yazık ki 4 saatlik drama dersleri iki saate indirildi. Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Bölümü’nde drama dersi yeniden seçmeli oldu. Ancak pek çok öğretmenlik bölümünde de Eğitimde Drama adıyla mesleki seçmeli dersler arasında yer aldı. Bunlar elbette çok önemli gelişmeler. … 

Ömer Eski: Dünyada yaşanan gelişmelere baktığımızda, dünya ülkeleri arasında Türkiye’nin bulunduğu aşama bize ne söylüyor. Eğitimde Yaratıcı Drama adına örnek alınabilecek ülkeler, projeler var mıdır?

Ömer ADIGÜZEL: Türkiye’de eğitimde yaratıcı drama alanının ve yönteminin gelişimi pek çok Avrupa ülkesinden ileri düzeyde bir gelişme kaydettiğini söyleyebiliriz. Bu alan İngiltere’de başladı. Öncelikle İngilizce konuşulan ülkelerde yaygınlaştı. Eş zamanlı bir zaman diliminde ABD’de de yaratıcı drama adıyla gelişmeye başladı. Almanya’da  oyun ve tiyatro pedagojisi ya da canlandırmacı oyun adlarıyla bu alan gelişti. Türkiye hem ülkelerden önemli tecrübeler aldı. hem de dramatizasyon gibi zaten eğitim bilimleri alanında olan tekniğin birikimlerini de üzerine ekledi. Türkiye’nin belki de ilk kez bir alanda pek çok ülkeden çok daha ileri ve bazı ülkelerle de başa baş bir gelişme içinde olduğunu söyleyebiliriz. Bu konuda ülke olarak ülkemize haksızlık yapmamak gerekiyor. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi ve Çağdaş Drama Derneği’nin bu alanda yaptığı akademik çalışmaların çok önemli etkisi var. Bu alanda yapılan araştırma sayısının 60 binin üzerinde olduğu görülüyor. Yayınlanan pek çok kitap var. Sürekli olarak bir üretim süreci devam ediyor. Biz ülke olarak eğimde yaratıcı drama birikimimizi pek çok ülkeye ihraç edecek güce ve bilgiye sahip olduğumuzu söyleyebiliriz. 

Ömer Eski: Ömer Hocam, hem bir akademisyen olarak hem de bir derneğin yöneticisi olarak uzun yıllar, bu alanda görevinizi sürdürüyorsunuz. Eğitimler verip, projeler yürütüyorsunuz. Bu alanın problemleri, açmaz gibi görünen sorunları nelerdir? Eğitmen yetiştirme, kurumsallık, kurumlar arası uyum/entegrasyon eksiklikleri, vb. üzerinden bakacak olursak bu alanın hangi problemlerinin çözüme kavuşturulmaya ihtiyacı var? 

Ömer ADIGÜZEL: Alanın en önemli sorunu nitelikli eğitmenin yetiştirilmesi sorunudur. Bu alanın bir öğretmenlik alanına dönüşmesi gerekir.  MEB Talim Terbiye Kurulu her şeyden önce 20/02/2014 tarihli ve 9 sayılı Kurul kararı, Mart 2014-2678 sayılı Tebliğler Dergisi’nde yer alan ÖĞRETMENLİK ALANLARI, ATAMA VE DERS OKUTMA ESASLARI’da yaptığı inanılmaz hatadan bir an önce dönmelidir Bu esaslarda yer alan drama dersini kimlerin verebileceğine ilişkin maddeyi baştan değiştirmelidir. Türkiye’de lisans eğitimleri boyunca drama dersi almayan Türkçe ve edebiyat öğretmenlerine bu hak verilmektedir. Bu çok yanlış bir uygulamadır. Türkçe Öğretmenliği bölümlerinde drama ve tiyatro (Canlandırma) başlıklı bir ders bulunmaktadır. Ancak içeriğine bakıldığında bunun bir tiyatro metni inceleme odaklı bir ders olduğu görülür. Edebiyat Öğretmenliği bölümlerinde ise bu tür ders hiç yoktur. Ayrıca Türkiye’de Drama bölümü bir Vakıf Üniversitesi dışında yoktur. 

Bu bölüm da tamamen tiyatro sanatına yönelik insan gücünü yetiştirmek odaklı kurulmuştur. Sonuç olarak bu madde yaratıcı drama alanında tezli/tezsiz yüksek lisans programı mezunları veya süresi MEB tarafından belirlenmiş eğitim sertifikalarına sahip olan öğretmenler tarafından verilmelidir biçiminde değiştirilmelidir. Üstelik bu değişikliğin de şimdilik olması önemlidir. Uzun vadede ise Eğitim Fakültelerinde Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümlerinde Eğitimde Drama/Yaratıcı Drama Anabilim Dalları açılmalı ve tüm adaylara yönelik bir yan alan programı açılmalıdır. Bu süreç Türk eğitim sistemindeki eğitimde drama alanına yönelik nitelikli insan yetiştirme sorunu önemli ölçüde çözmeye yeterli olabilir. 

Ömer Eski: “çaydan-lık” dergisi olarak özelikle eğitim alanında taş üstüne taş koymaya, bir şeyler yapmaya gayret ediyoruz. 8. Sayımıza kadar birçok kıymetli akademisyeni/yazarı ağırladık. Sizinle bu söyleşiyi gerçekleştirmekten de fazlasıyla mutluluk duyduk. Ömer Hocam, bizlere zaman ayırdığınız için teşekkür ediyoruz. 

Ömer ADIGÜZEL:  Ben teşekkür ederim. Tüm çaydan-lık dergisi okurlarına selam ve sevgilerimi iletiyorum. 

YORUMLAR

Ben robot değilim seçeneğini işaretleyin.

  • Henüz yorum yazılmadı