MASAL DENEN HAYAT

MASAL DENEN HAYAT

“Herkesin bir masalı vardır, dinlemesini bilene” 

Küçük bir çocukken, televizyonda rahmetli Adile Naşit’den masallar dinlediğim anları hiç unutmadım. Ses tonu, duruşu, sevgi dolu bakışları, sıcak anlatımı ile ekrandan biz çocuklara sarılabildiğini hissederdim. Yıllar geçti üzerinden, anlatılan hiçbir masalı hatırlamıyorum ama masal dinlediğim anlarda hissettiğim duyguları hala bugün gibi hatırlıyorum. Heyecanımı, merakımı, mutluluğumu, yüzümdeki tebessümü, masal bitince üzüldüğümü.. 

Yıllar sonra ben de çocuklarıma ve daha sonra pek çok çocuğa masal anlatırken, onlara sesimle, bakışlarımla ve masallarımla sarıldığımı hissediyorum. Sanki birbirimize masal tadında sarılınca iyileşiyor, geçmiş ile bugün arasında sevgi dolu bir köprü oluşturuyoruz. 

Peki ya, bize pek çok duyguyu aynı anda yaşatan, gerçeklere ayna tutan, dilden dile ulaşan, büyüsü hiç bitmeyen Masal nedir? 
Masal, Türk Dil Kurumunun sözlüğünde: “Genellikle halkın yarattığı, ağızdan ağıza, kuşaktan kuşağa sürüp gelen, olağanüstü kişilerin başından geçen olağan dışı olayları anlatan öykü türü.” şeklinde tanımlanır. 

Kamus-u Osmani’de “masal” kelimesinin “mesel”in değiştirilmiş şekli olduğu söylenir. Bu, son derece önemli bir noktadır. Çünkü mesel, “halk dilinde meşhur olan adap ve öğütleri anlatan söz” demektir.
“Kendisinden ziyade altındaki mana yani kastedilen manası önemli olan dokunaklı, etkili ve terbiye ve ahlak için yararlı hikâye”

 “dokunaklı ve manalı söz, terbiye ve ahlaka faydalı, yararlı olan hikâye” şeklinde tanımlanır. 
Görüldüğü gibi bu tanımlamalara masalın «mesel» bağlamındaki eğitici yönüne daha çok vurgu yapılmaktadır ki doğru olan da budur.

Başka bir dünyaya kapı açan masallar, yıllar öncesinden kuşaktan kuşağa aktarılan, öğüt verici ve öğretici, adil sonu ile içimize serin sular döken, dinlerken sanki uçan halıya binip gökyüzüne seyahat ettiren masallar… 

Masalların olağanüstülük ve öğüt verme özelliği sayesinde masalın içinde gerçek hayatta olmayan ve hiç olmayacağını düşündüğümüz varlıkları, olayları, olguları, imgeleri bulmak mümkündür. Hayalimizin sınırlarının ötesini bile masallarda görebiliriz. Hep olmasını istediğimiz şeyleri masallarla gerçekleştirebiliriz. Ufkumuzun sınırlarını aşar, gerçeklikten uzak estetik mesafede hayallerimize ulaşabiliriz. 

Hayal dünyası mı? Gerçeküstü mü? Olağan dışı mı? Bu değerlendirmelerin çok daha ötesinde aslında masalların içinde gerçeklerin saklı tutulduğunu, derinlerinde gizlenmiş özünü ve gerçek yönünü fark edebiliriz. Ayrıca neşeli karakterleri, fantaziye, sezgiye ve akıldışılığa yakınlıklarıyla masallar bize, mantığın realitesinden kurtulup sezgi ve fantezi dünyasına girme cesareti verir.

Çünkü masallar sadece geçmişi değil, bugünü ve geleceği de bize anlatır. 

Masalda bize öyle gerçekler sezdirilir ki temel konu hayat ve insan olduğu için biz bir masaldan hayata ve insana dair nice gerçekler, olayların akışından nice faydalı dersler çıkarırız. 

Var olan gerçekleri öyle bir mesafeden bize gösterir ki, bu mesafe bizi korur ve gerçekleri kendimizden uzakta görmemizi ve değerlendirmemizi sağlar. Çünkü başlangıcında ve gelişme bölümünde ne kadar fantastik unsur olursa olsun masal, sonuç bölümünde birdenbire bizi gerçeğin dünyasına çeker. Olaylar gerçek bir hava içinde biter. İşte bu özelliği sayesinde bakmaya ve görmeye çekindiğimiz yaşam gerçekleriyle sağlıklı bir yolla temas etmiş oluruz. 

Masal, bu anlamda bir psikolojik eğitime dönüşür. Masallarda sunulan içerik, toplumdan, kültürden, zaman diliminden bağımsız olarak, gelişim sürecindeki her çocuk tarafından benzer şekillerde deneyimlenen ortak, evrensel problem durumlarıyla ilgili hale gelir.
İnsan ruhu, insanın kişilik özellikleri masal üslubuyla dile getirilir; hatta kahramanları arasında hayvan, eşya ve bitki olan masallarda bütün bir kâinat kitabının okurları oluruz.

Çünkü bir dev de bir bulut da, bir kuş da masalda insan gibi davranır. Her masal bizi bu anlamda insanın, hayatın, kâinatın bilinen ve bilinmeyen ve bundan dolayı da merak konusu olan dünyasına bir geziye çıkarır. Bir yolculuktayızdır. Kaf Dağı’na gideriz Anka kuşunun kanatlarında

Bazen bir cam ayakkabıda ararız umudu, hatta kırmızı şapka doğru bildiğimiz yanlışların sembolü olur. Koca dişli kurt hep kötü müdür? Hele uçan halıyla gökyüzünde bulutların arasında gezinmek, nasıl da güzeldir, rüzgârı yüzümüzde hissetmek. Yeraltı dünyasında yılanların kraliçesi bereketin sembolü Şahmaran için gözlerimiz dolar. Kediler çizme de giyer, cinler lambanın içinde bekler.

Masallarda mutlaka bir değişim söz konusudur. Bu değişim, istendik, adil ve sonraki yaşam için gerekli olan bir değişimdir. Çünkü masallar bizi anlatır, bazen olduğu gibi bazen ufak bir parça olarak…

İç dünyamızdaki parçaları sanki başka bir tablonun içinde resmeder…
 Masallar sanki bir aynadır. Bu ayna varolanı daha ilginç kılarak bize sunar. Aynada gördüklerimiz aslında kendimizde görmekten kaçındıklarımız bile olabilir. Gördüğümüz sadece kendimiz oluruz. 

Masallar fantaziye, metaforik düşünceye, fantastik içeriğe, korkusuz ve engelsiz tepki vermeye ve hayranlık duygularına kapıları açar. Yani, bir anlamda yaratıcılık iletir. Özellikle çocukların dünyasında yer alan yaratıcılık, hayal gücü ve fantezi dünyası masallarla zenginleşir, çeşitlenir, çoğalır. Böylece çocukların içsel zenginliği de artmış olur.  

ÇOCUK VE MASAL 

Çocuk demek gelecek demek. En güzel hazinelerimiz, gözlerinde sevgileri hiç bitmesin, gülüşleri solmasın istediklerimiz. Çocukların dünyasında masalların yeri başkadır. Masal çocuğu anlar ve ona onu anlatır.Masal çocuğa sırdaş olur, derdini dinler, çare olur. Eğlendirir, güldürür, düşündürür, öğretir, anlatır, dinletir. Çözüm yolları sunar, problemlerin çaresizliğinin içinde umut verir, yol gösterir. Hayal dünyalarını zenginleştirir. Merhamet, adalet, saygı, sabır, güven, dürüstlük vb. daha birçok değeri öğretir. Duygularını tanımasına ve kabul edebilmesine yardımcı olur. Çocuklar masallarla geçen zamanlarını unutmazlar. Masalların onlara sımsıkı sarıldığını hep hissederler. Yıllar sonra bile masal dostluğu devam eder, her karşılaştıklarında birbirlerine tebessümle bakar ve sarılırlar.

Gökten düşen elmaların, avuçlarınızdaki kokusunu hissetmeniz umuduyla…

Masallarla kalın

YORUMLAR

  • Henüz yorum yazılmadı