OYUNCAK DEĞİL OYUN İSTİYORUM

OYUNCAK DEĞİL OYUN İSTİYORUM

Çocuk deyince aklımıza ilk gelen kelimelerden birisi de oyundur. Oyun oynamak sadece çocuklara özgü görünse de hepimizin içinde, ta derinlerimizde, oyun oynama arzusu vardır aslında. Hem sadece insanoğluna has değildir. Hayvan yavruları da doğar doğmaz oyuna başlar. Oyun aşkı doğuştan en derinlerimize yerleştirilmiştir. Eski arkadaşlarımızı bulsak, kimseden de çekinmesek misket, gazoz kapağı oynar, ip atlarız herhalde.

Zaten kim demiş büyükler oyun oynamıyor diye? Kahvehanelerde oynanan okey ve tavla bir oyun değil mi? Kâğıt oyunları adı üzerinde oyun. Bilardo ve bowling çocukların oyunu mu? Şans oyunlarını oynayanlar büyükler mi yoksa çocuklar mı? Futbol ve basketbol, izleyicisi olduğumuz oyunlar değil mi? Kabul edelim, biz büyükler de en az çocuklar kadar oynuyoruz. Oyun bir ihtiyaç mı, yoksa olgunlaşmamış, basit ve sıradan insanların tercih ettiği bir eğlence mi? 

Net olarak söyleyebiliriz ki oyun ihtiyaçtır. Hem de herkes için. Yetişkinlere yönelik düzenlediğim bazı eğitimlerde koca koca insanlara oyunlar oynatıyorum. Onların oyun oynarken aldığı lezzeti yüzlerinden okuyabiliyorum. Biz yetişkinler oyunu seviyoruz, çünkü oyun oynarken mutlu oluyoruz. Bedenimizin gıdaya, ruhumuzun ise mutluluğa ihtiyacı var. Oyun oynamak demek aynı zamanda sevdiklerimizle bir arada olmak demek. Ve oyun oynamak demek, düşünmek ve aynı zamanda dinlenmek demek.

Biz yetişkinler için bile faydaları bulunan oyun, çocukların hayatında çok daha fazla öneme sahip. Çünkü çocuklar dünyayı oyunla tanıyor. Arkadaşa saygıyı, kurallara uymayı ve sıra beklemeyi oyunda öğreniyor. Dil gelişimi, fiziksel gelişimi, sosyal gelişimi ve zihinsel gelişimi en çok desteleyen şey ise oyun. Bedenini kontrol etmeyi, denge kurmayı ve düşünmeyi çocuklar oyun oynarken geliştiriyor. Çocukların hayal dünyasını genişleten, yine oyunlar. Çocuklar gelecekteki anne-baba rollerine yine oyunla hazırlanıyor. Oyun yolu ile içlerindeki korku, öfke, üzüntü gibi duyguları dışarı atıyorlar. Tabi, bu kastettiğimiz faydalar arkadaşlarla gerçek dünyada oynanan oyunlar için geçerli. Sanal âlemde oynanan oyunların faydadan çok zararı var.

Çocuklar oyun isterken, oyunla gelişirken, günümüzde oyunlar azalıyor, oyunların yerini oyuncaklar alıyor. Her geçen gün oyuncak sepetlerinin boyu büyüyor. Çocuk odaları oyuncaklarla dolup taşıyor. Her alışveriş merkezine artık büyük bir oyuncakçı da açılıyor. Kırtasiyeler, kitap-defterden çok oyuncak satıyor. Çocuklarımızın oyuna ihtiyacı var, amenna. Peki ya oyuncağa?  

Sizce çocuklar anne-babalarından oyuncak mı bekliyor yoksa kendileri ile oyun oynamasını mı? Herhalde bu sorunun cevabı aşikar. Çocuklar aslında oyuncak değil, oyun istiyor. Gelin görün ki, anne-babalara çocukları ile birlikte yarım saat oyun oynamak zor geliyor. Yarım saat haber izlemek, dizileri seyretmek, maçları takip etmek kolay, ancak çocuklarla oyun oynamak zor. 

Çocuklarımızın oyuna ihtiyacı var, amenna. Peki ya oyuncağa?

Kısacası günümüz anne-babaları çocukları ile çok fazla ilgilenemiyor. Çocuklarına gösteremediği ilgiyi, onlara oyuncak alarak kapatmaya çalışıyor. Aldığımız oyuncaklar bir süre sonra çocuğun gözünde sıradanlaşıyor. Açıkça söylemek gerekirse çocuklar genelde oyuncakları ile pek de oynamıyor. 

Kendimden biliyorum, çocuklarımla yeterince ilgilenemediğimde içimde bir sızı hissediyorum. Onlara babalık görevimi tam yapamadığımı düşünüyorum. İçimdeki bu pişmanlığı bastırmak için oyuncakçıya yöneldiğim zamanlar oluyor. Pahalı ve güzel bir oyuncak alarak, babalık görevimi yapmış gibi kendimi rahatlatmak istiyorum. Aslında çocuğumun benden beklediği, onunla beraber oynamak. Ben ise kolayına kaçıyorum. 

Kendimizi kandırmayalım. Çocuklarımızı eğitmek ve anne-babalık görevimizi tam yapmak istiyorsak, oyuncağa yönelmek yerine oyuna yönelmeliyiz. Ama bu yöneldiğimiz oyunlar bilgisayar oyunları olmamalı. Yüz yüze göz göze oynana oyunlar olmalı. Anaokulu çağında oyuncaklar, ilkokul çağında kutu oyunları, biraz daha büyüdüğünde ise spor oyunları çocuklarla birlikte vakit geçirmek için en güzel yol olabilir. 

Nesli tükenmekte olan oyunları yeniden canlandırmanın vakti geldi. Gazoz kapaklarını, misketleri, kibrit çöplerini, taşları, hortumları, ipleri, mendilleri ve değnekleri yeniden elimize almalıyız. Bu sefer kendimiz için değil daha çok çocuklarımız için. Çünkü onlar bizden bekledikleri oyuncak değil, onlarla birlikte oyun oynamak.

YORUMLAR

  • Henüz yorum yazılmadı