UZAKTAN EĞİTİM VE ÖĞRETMENİN DEĞİŞEN ROLÜ

UZAKTAN EĞİTİM VE ÖĞRETMENİN DEĞİŞEN ROLÜ

Uzaktan eğitim mesleğini sadece bilgi aktarmak olarak gören öğretmenlerin işlerini ellerinden alacak ve onları önemsizleştirecek iken değer ve beceri üreten, öğrencinin yüreğine dokunan onları heyecanlandıran, meraklandıran ve hayret ettiren öğretmenlerin değerini arttıracaktır. 

İçinde bulunduğumuz salgın dönemi ve uzaktan eğitim yöntemi eğitimde öğretmenin rolünü tekrar sorgulamamıza neden oldu. Bu dönemde özellikle öğrenmeyi öğrenememiş, iç disiplini oturtamamış, sürekli motivasyona ihtiyaç duyan öğrenciler için öğretmenin ne kadar önemli olduğunu  fark ettik. Ama hangi öğretmenin? Tabii, öğrenilmesi gereken tüm bilgilerin öğrencilerin cebindeki cep telefonunda olduğu bu bilişim çağında sadece anlatan, açıklayan, izah eden öğretmeni değil. 

Aslında  okullarda uzaktan eğitim hep vardı  ama günümüzden biraz farklı idi. Dersini tahta başında anlatan, anlamayanlara kızan, bağıran  ve sonra da öğretmenler odasına gidip oturan ve sürekli bu döngü ile hareket eden hocaları bilmeyen mi var?  Bu da bir nevi uzaktan eğitimdi ama bugün dijital çağda daha farklı bir durumu konuşuyoruz. Şu an EBA, Khan Akademi gibi pek çok uzaktan eğitim uygulamalarında dijital ortamda ders anlatan hem de iyi anlatan binlerce kişi var. Öğretmen olup olmadıklarını dahi bilmiyoruz. Mesela uzaktan eğitimin mucidi diyebileceğimiz Salman Khan bir öğretmen değildi, bir ekonomistti.  İnternet üzerinden ders anlatan bu kişiler öğrencilere kızmıyor, onları aşağılamıyorlar. Üstelik öğrencilerin bu dersleri tekrar tekrar dinleme şansları da  var. Hatta öğretmenlik yapan robotların olduğunu ve bazı ülkelerde bu robotların kullanıldığını biliyoruz. Artık mesele sadece kuru kuru bilgileri eski yöntemlerle sınıfa girip tahtada anlatan kişilerin çok üzerine çıktı. Derse giren öğretmenin internet fenomeni falanca hocadan bir farkı yoksa bu öğretmen niye var ve hatta okullar niye var? Kabul etmek lazım ki bu uzaktan eğitim devriminden önce  dersini anlatan, izah eden klasik öğretmenlere mecburduk. Onlar bizim kaderimizdi. Ama şimdi daha iyi anlatan, daha iyi izah edenlerden gençlerin ifadesi ile “internette bir dolu var”. Artık her öğretmenin bir alternatifi bulunmaktadır. Hatta okulların bile. Liselere giriş sınavında yüksek puanla öğrenci alan bir okulun reklamları dikkatimi çekmişti. 2020 yılı YKS sonuçlarına göre  harika puanlardan ve yüzde seksenin üzerinde bir üniversite yerleştirmesinden bahsediyordu. Oysa okullar tatildi. Öğretmen ve öğrenciler bir arada değildi ama bu okul tarihindeki en başarılı yılını yaşamıştı. Bu ironik hali paylaşınca okul müdürü bana uzaktan çok kaliteli eğitim süreçleri yaşadıklarını başarılarının buna bağlı olduğunu anlatmıştı. Elbette müdür haklı idi ama bu uzaktan eğitim başarısının sadece kendi öğretmenlerinden kaynaklandığını düşünmedim. Zira yüz yüze yapılamayanın uzaktan yapılıyor oluşu anlamsızdı. Başarıda her öğrencinin kolayca ulaşabileceği internet hocalarının payını görmemek ne mümkündü.  O halde “Hangi öğretmen” veya “Hangisi öğretmen” sorusu önem kazanıyor.

Eğitimden beklenen yeni nesli bilgi, duygu ve beceri bakımından bir bütün olarak yetiştirmektir.. Derse giren öğretmenden  beklenen ders sonunda öğrencilerinin biraz daha bilgili, biraz daha değerli ve biraz daha becerikli olmalarıdır. Yani öğretmen bu üç alanı da geliştirecek eğitim uygulamaları yapmalıdır. Aksi durumda  işini yapmıyor veya yapamıyordur. Bilişsel alanı yani akademik alanı çok iyi yapan fakat diğer alanları eksik bırakmış bir öğretmen bile başarısızdır. Zira iyi insanı, yetenekli, becerikli insanı ıskalamıştır. Bunun sonucu çok bilen ama becerip yapamayan,  sadece kendini düşünen, bencil nesillerin ortaya çıkmasıdır ki bu çok tehlikeli bir yoldur. Kaldı ki bilişsel alanda bile başarı duygusal alandan geçer. Duygusal zeka akademik zekanın yakıtıdır. Akademik başarıda duygusal zekanın etkisinin yüzde seksen olduğunu savunanlar var. Yani öğretmenin yapması gereken öğrencinin her türlü ulaşabileceği bilgileri tekrarlamak değil öğrenciyi bu bilgilere ulaşması, bu bilgileri  öğrenmesi ve kullanması için harekete geçirmektir. Yüreklendirmek, yönlendirmek ve örnek olmak öğretmenin yeni rolüdür. 

Öğretmen sınıfta heyecan ve merak uyandırmalıdır ve çok yönlü bir eğitim açısına sahip bulunmalıdır. Daha önce başarıyı tatmamış öğrencinin başarılı olamayacağı aşikâr bir durumdur. Öyleyse öğretmen öğrenciye başarıyı tattırmalı bunun için gerekli planlamayı yapmalıdır. Kabul etmek lazımdır ki bir işi becermek, üstesinden gelmek yani başarmak heyecan ve tat verir ve bu durum lezzetli bir yemeği yemeye benzer. Aksi durumda kimse nefret ettiği yemeği yemek istemez ve elbette sorun çıkarır. Hangimiz heyecansız, coşkusuz, sıkıcı bir ortamda saatlerce kalmak ve sürekli eğitimsel olduğu iddia edilen, “Anlamıyorsun, kafan basmıyor, çalışmıyorsun, başarısızsın!” gibi  tacizlere maruz kalmak isteriz? Hangimiz bu yaftalarla dolaşmak isteriz?
Eğitim sistemi deyince aklımıza bakanlık, il teşkilatları, ilçe teşkilatları ve diğer destekleyici eğitim kurumları ile ders programları, ders çizelgeleri, ders saatleri yöntemler gibi pek çok unsur gelir. Eğitim sorunlarının çözümü için üniversite hocalarının önerileri konuşulur ve bakanlık eğitim gündemini hep elinde tutar. Herkes buralara odaklıdır; sözlü yazılı basın, sosyal medya ilgi ile takip eder. Ama Türk eğitim sisteminin en temel meselesi aslında bir 40 dakikanın meselesidir. Yani siz ne yaparsanız yapın, nasıl bir sistem kurarsanız kurun öğretmen sınıfın kapısını kapattığında hepsi dışarda kalacaktır. İşte bu 40 dakikanın hâkimi öğretmendir ve her şey öğretmenin ufku ve yüreği kadardır. Çünkü tartışmalı da olsa ve şahsen hiç istemesem de eğitim sisteminin atölyeleri sınıflardır ve tüm üretim buralarda yapılıyor. İşte öğretmenin rolü bu kadar önemlidir lakin her nasılsa her şey konuşulur ama asıl öğretmen unsuru tüm fevkalade önemine rağmen ıskalanır. 

Bir öğretmen, bir çocuğun bu hayatta karşılaşacağı en büyük şansıdır veya şansızlığıdır. İyi bir öğretmen de yukarıda açıklandığı gibi anlatan, izah eden değil yüreklendiren, keşfettiren, heyecan uyandıran ve sevendir. Ve iyi bir öğretmen her şeyi bilen değil öğrenebilendir, eksiklerini fark edip bunları tamamlayabilen en azından bu yolda olandır. İyi bir öğretmen sınıftan, öğrenciden çok şey öğrenir ve elbette empati  kurar. Öğrenci iken yaşadıkları, hangi dersleri sevdiği ve ona bu dersleri kimin nasıl sevdirdiği, hangi derslerden nefret ettiği ve bunu ona kimin yaptığı bilgisi ona rehberlik eder. Yüzü ekşi olanın balı da ekşidir. Öğrenci öğretmeni sevmezse dersi de sevmez. İnsan sevmediği birinden ne öğrenebilir? Aslında öğretmenlerin öğrencilik hayatlarında yaşadıkları, biriktirdikleri onlar için çok önemli yol göstericilerdir. Öğretmen bu dijital çağda öğrenciye dijital rehberlik yapmak bunun için kendini geliştirmek zorundadır. Öğretmen öğretmenlik yapabilmek için hep öğrenci kalmalıdır. 

Sonuç olarak uzaktan eğitim mesleğini sadece bilgi aktarmak olarak gören öğretmenlerin işlerini ellerinden alacak ve onları önemsizleştirecek iken değer ve beceri üreten, öğrencinin yüreğine dokunan onları heyecanlandıran, meraklandıran ve hayret ettiren öğretmenlerin değerini arttıracaktır. Hani internette dolaşan çok güzel bir söz var: “Sıradan öğretmen iklimleri anlatır, iyi öğretmen iklimi oluşturur.”

YORUMLAR

  • Henüz yorum yazılmadı