DUYGU VE DÜŞÜNCE EĞİTİMİ

DUYGU VE DÜŞÜNCE EĞİTİMİ

Vaktiyle şöyle bir söz okumuştum:

“Küçük insanlar KİŞİLERİ, orta grup insanlar OLAYLARI, büyük insanlar ise FİKİRLERİ konuşur”.

Daha sonra düşündüğümde kendi içimde de basit duygu, his ve düşüncelerimin kişilerle özellikle onların kusurlarıyla, orta duygu ve hislerimin olay ve problemlerle, üstün duygu, his ve düşüncelerimin fikirlerle meşgul olduğunu gördüm.

Sonra düşündüm: “Acaba, bu duygu, his ve düşüncelerimin her birini nasıl geliştirebilirim?” Örneğin, şahıslarla, onların kusurlarıyla uğraşmak yerine, onların güzel özellikleri ile meşgul olup takdir etsem, eksik ve kusurlu yönlerini ise onları kırmadan düzeltmeye çalışsam. Olayları süzgeçten geçirip iyi olanları alıp kendi hayatımda uygulasam, başkalarına da örnek olarak anlatsam, problemleri sadece konuşmak için değil, çözmek için uğraşsam. Olumsuz olaylarla meşgul olmayıp sadece düzeltmek için kısaca meşgul olsam. Fikirler konusunda ise başta kendi fikirlerimin gelişmesi için kitap okumaya, güzel fikir sunan insanları dinlemeye, anlamaya, yorumlayıp daha iyiye, daha güzele ulaşmaya vesile yapsam. Başka insanların fikirlerinden ciddi manada istifade etsem.

Sonra bir yerde okuduğum şu güzel, uyarıcı söz hatırıma geldi: “Dinliyor musunuz, yoksa sıranın size gelmesini mi bekliyorsunuz?” Kendime baktım. Zaman zaman bu hataya düştüğümü fark ettim. Yani, birisi bir şeyler anlatırken o bitirse de hemen kendi fikirlerimi söylesem. Bu söz ve başka tecrübeler, dersler sonunda başkalarının fikirlerine ehemmiyet vermeye, onların güzel fikirlerinden faydalanmaya başladım. İyi bir dinleyici olmak için çaba sarf ettim.

Sonra olumlu ve güzel düşünmek ve bu düşünceleri hayata geçirmek için mümkün olduğu kadar, zihnimi olumsuz ve kötü etkileyecek ortam ve düşüncelerden uzak tutmak, bilakis iyiye, güzele, faydalıya yoğunlaşmak gerektiğini düşündüm. Bunun için de “HEDEF KİTLEYE YOĞUNLAŞMAK” şeklinde bir prensip edindim. Mesela benim bir ailem var. Aynı zamanda ben bir öğretmenim. Şu hâlde halledemeyeceğim meselelere yoğunlaşıp enerjimi boşa harcamaktansa, beni aşan problem ve durumlarla uğraşmaktansa kendimi geliştirmek, ailemi olumlu yönlendirmek ve onlarla güzel şeyler yapmak, arkadaşlarımla güzellikleri, güzel fikirleri paylaşmak, öğrencilerimle, velilerimle faydalı faaliyetlerde bulunmak gerektiğine kanaat getirdim ve o yönde yoğunlaşmaya çalışıyorum. 

Bu şekilde kendine, hedef kitlesine, vatanına, milletine faydalı olmaya çalışan çok kıymetli insanlar olduğuna inanıyorum ve birçoğunu da görüyor, okuyor, takdir ediyorum.

Son olarak “Bed misal misal olmaz.” Yani kötü örnek örnek olmaz. İyi örnekleri çoğaltmalıyız konusunda birkaç cümle yazıp şimdilik nokta koymak istiyorum:

Yaşlı biri çölde yerde baygın yatan birini görür.
Su verir, devesine bindirir.
Deveye binen adam, deveyi topuklar, kaçar.
Adam, hırsızın ardından bağırır:
Ne olur bunu kimseye anlatma.
Hırsız şaşkınlıkla durur:
Neden?
Duyulursa, çölde ihtiyaç halindeki birine kimse yardım etmez.

İşte bu misal gibi olumsuz örnekleri anlatarak insanlara olumsuz şablonlar vermek yerine olumlu ve güzel örnekleri anlatarak olumlu şablonlar verip bu örnekleri ve daha iyilerini yaşamaları için yönlendirmekte fayda var diye düşünüyorum.

YORUMLAR

Ben robot değilim seçeneğini işaretleyin.

  • Henüz yorum yazılmadı