ERCAN ALTUĞ YILMAZ İLE OYUNLAŞTIRMA ÜZERİNE

ERCAN ALTUĞ YILMAZ İLE OYUNLAŞTIRMA ÜZERİNE

Ercan Altuğ Yılmaz

Matematik Mühendisi olan Altuğ, Netron, Bilge Adam, Turkcell, Yum Brands’de dijital eğitim kanalları yönetiminde çalışmış ve 10 yılı aşkın tecrübesiyle bir çok ödüllü oyun tabanlı ve oyunlaştırılmış projeleri hayata geçirmiştir. Şu anda aktif olarak dijital eğitim sistemleri, dijital oyun tasarımı ve oyunlaştırma,sanal gerçeklik ve artırılmış gerçeklik gibi konularda eğitimler, seminerler ve danışmanlık yapmaktadır. Bahçeşehir Üniversite’sinde dijital oyun tasarımı ve oyunlaştırma konularında ders vermektedir. Abaküs yayıncılıktan 2015’te yayınlanan ilk Türkçe oyunlaştırma kitabı olan “Herkes için Oyunlaştırma” kitabının yazarıdır. Türkiye Oyun Tasarımcıları, Geliştirileri, Yapım ve Yayımcıları Derneği Oyunder İcra Kurulu üyesidir. Dünyadaki seçkin oyunlaştırma uzmanlarının yer aldığı GamFed Uluslararası Oyunlaştırma Federasyonu’nun Türkiye temsilcisidir. Her yıl İspanya’nın Madrid kentinde düzenlenen dünyanın oyunlaştırma odaklı tek konferansı olan Gamification World Congress – Dünya Oyunlaştırma Konferansı’nda 2016 yılında sunum yapan ilk ve tek Türk’tür.

Oyunlaştırma, oyun mekaniklerinin oyun oynamadan bağımsız gerçek hayattaki problemleri çözmek üzere uygulanmasına imkân veren bir bilim alanıdır. Bir bilim olarak kabul ediyorum. Bunun içinde teknoloji de var psikoloji de var. Teknoloji tarafında yazılım, kodlama kısmı geliyor, aynen oyunlar gibi ama psikoloji kısmında da kim nasıl oynar, rekabet mi ister, paylaşım mı ister? Hikâyeleştirmeyi mi sever, geri bildirimi mi sever gibi (özelliklerinden hareketle) bir bilim dalıdır diye oyunlaştırmayı söyleyebiliriz. Herkes için aynı değil araştırma gerektirir.

Oyun oynamayı bırakmayan büyük çocuklar hep bir sihirli daire içindedir. Biz yaşadıkça ve oyun oynadıkça bu sihirli daire (magic circle) içinde oyunla hayatı öğrenmeye devam edeceğiz. Ercan Bey, Çaydan-lık dergisinin “Oyun ve Oyunlaştırma” dosya konulu 5. Sayısında sizinle bu konuyu konuşmak bizi mutlu ediyor. Rize’den, Çaydan-lık ekibinden, yaşı ilerlese de oyunla öğrenmeye devam eden insanların oyun dairesinden merhabalar…

Bu güzel merhabanıza Bernard Shaw’ın “Oynamayı bırakırsak öğrenmeyi bırakırız.” ve Brian Smith’in “Oyun oynamadığımız bir gün yaşanmamış sayılır.” Sözleriyle gönülden merhabalar…

Sanırım bir ayrım yaparak başlamamız yerinde olacak. Oyunların Gücü Adına adlı kitabınızda Play, Game, Seriosus Game, Gamificication kavramları karşılaşıyoruz. Bu kavramlar yeterince bilinmiyor veya birbirine karıştırılabiliyor. Bu kavramlar hakkında neler bilmemiz gerekiyor. Oyunlaştırmayı diğerlerinden ayıran nedir? Oyunlaştırma bilim kabul edilebilir mi?

Öncelikle oyunlaştırmayı, oyun ailesi olarak düşünebiliriz. Amaç ve oynama süresi olarak iki tane kriter koyuyoruz. Amaç dediğimizde, sonuçta belli bir hedefe gitme değil, bir lego oynama, oyun hamuru ile oynama, sokakta kovalamaca gibi oyunun kendi içinde küçük yapıları olsa da dışarıdan müdahale olmadan yapılana Play diyoruz. Türkçemizde ne yazık ki bu oyun olarak geçiyor. Ben kitabımda serbest oyun olarak adlandırmak istedim. Bunun içinde oyun süresi var, amaç eğlence… Game’de ise yine oyun süresi var ama yapılandırılmış, serbest değil kurallı oyun gibi düşünebilirsiniz. Oyun hamurunda mesela en yüksek kule yapan, balonları en hızlı şişiren bir Play’i de Game’e (serbest bir oyunu yapılandırılmış bir oyuna) çevirebilirsiniz. Yapılandırma ve oyun mekanikleri diyoruz biz bunlara. Oyun mekanikleri giriyor işin içine, geri sayım, ödül, puan gibi bunlara oyun diyoruz. Seriosus Game; buradaki oyundaki amaç, biraz daha eğlence, ciddi oyunlarda uçak simülasyonları çok net örnek verilebilir. Deprem simülasyonları gibi yani eğlenerek oynamazsınız, bir şey öğrenir, bir şey deneyimlersiniz. Sanal gerçeklik ortamları gibi bir sürü örnek verilebilir burada. Eğlence değildir amaç. Bir şeyi öğretmek, deneyimletmek, görmek amaç artık eğlenceden Seriosus Game’de oyun oynama süresiyle bir amaca doğru gidiyor. Oyun oynama süresi yok ve bir amaç varsa da Gamificication geliyor. 
Amacımız aslında kilo verme oyunu yapmak, ödevleri erken teslim etme oyunu yapmak ama buna oyunlaştırma diyoruz. Bir oyun oynama yok değil mi? Ödevleri erken teslim etmek en erken teslim eden 100 puan sonraki 90 puan sonraki 80 puan alıyor. Mesela: ödevlere puan versek ve liderlik tablosu yapsak ödev verme ne kadar hızlı değişir değil mi, çok basit. Ama burada oyun oynama yok. Ödev teslim etme oyununu oynuyorum değil ödevini yapacaksın. Buna oyunlaştırma deniyor. Oyunlaştırma, oyun mekaniklerinin oyun oynamadan bağımsız gerçek hayattaki problemleri çözmek üzere uygulanmasına imkân veren bir bilim alanıdır. Bir bilim olarak kabul ediyorum. Bunun içinde teknoloji de var psikoloji de var. Teknoloji tarafında yazılım, kodlama kısmı geliyor, aynen oyunlar gibi ama psikoloji kısmında da kim nasıl oynar, rekabet mi ister, paylaşım mı ister? Hikâyeleştirmeyi mi sever, geri bildirimi mi sever gibi (özelliklerinden hareketle) bir bilim dalıdır diye oyunlaştırmayı söyleyebiliriz. Herkes için aynı değil araştırma gerektirir. 

Homo Ludens (Oyun Oynayan İnsan) adlı kitabında Johan Huizinga oyun-hukuk, oyun-şiir, oyun-bilgelik, oyun-kültür arasındaki ilişkileri yorumluyor. Haliyle oyun hayatın birçok alanında karşımıza çıkıyor. Sizin de belirttiğiniz gibi oyunun büyük bir gücü var. Oyun oynayan insan ile oyunla eğitilen insan arasında nasıl bir ilişki bulunuyor. Eğitimde Oyunlaştırma dediğimiz zaman ne anlamamız gerekir?

Evet, eğitimde oyunlaştırma bir sınıfta oyun oynatmaktan çok, o günkü kazanımları oyun mekaniklerini kullanarak verebilmektir.  (O günkü sınıfta kapıdan içeri girdiğinizde mesela renkleri öğretmek diyelim, müfredattan kazanımlar var biliyorsunuz veya arkadaşlarıyla paylaşım yapmak işte milli ürün tüketmeyi öğrenmek bunları direk milli eğitim kazanımları diye Google’da araştırabilir bizim okurlarımız. O günkü girdiğiniz uygulamayı illa bir Powerpoint’te bir sunumla bir anlatarak benim şu an size yaptığım gibi yaparak değil onu da yapın tabii ki…) Çocuk kendisi keşfederek mesela bir kaçış oyunuyla işte acaba bir matematik işlemini yapabilir mi, bir şifreyi çözebilir mi, ya da bir oyun oynama kültürüyle beraber o günkü kazanımı yapabilir mi, eğitimde bu sefer oyunlaştırıyorsunuz ve hızlı öğrenenlere statü vermeye başladığınızda da oyun mekanikleri ile seviyeler kurma, takım kurma, bunun gibi oyunlarda ne gibi mekanik varsa Avatarını günceller, profilini ekler. Bu mekanikleri de sınıf içinde kullanmaya başladığınızda ve amaca koşturduğunuzda oyunlaştırma oluyor tek başına oyun oynatma değil. 

Burada, kitabınızı okuduğumda karşılaştığım iki kavram üzerinde durmak istiyorum. Bunlardan bir tanesi: Oyun Mekaniği. Diğeri: Akış. Birbirini destekleyen kavramlar diye düşünüyorum. Akış eğitimde önemli bir yere sahip. Bu kavramlar hakkında neler söyleyebiliriz?

Oyunlaştırmanın özü akış, akışlardan bahsedelim; akış dediğimiz şey insanların normal hayatta bir şeyi kolaylıkla yapmasıyla alakalı bir konu. Eğer çok zor gelirse sinirlenip bırakıyoruz, çok kolay gelirse de insan sıkılıp bırakıyor. Akış hakikaten insanların başarabildikçe devam etikleri optimum deneyim. Macar psikolog Mihaly Csikszentmihalyi bunun kitaplarını tavsiye ederim çünkü bu işte bir yabancı dil öğreneceksek de gidip cümle öğrenmiyoruz önce kelimelerle başlıyoruz. Harfler çıkartmaya çalışıyoruz sonra cümle kuruyoruz sonra konuşuyoruz. İşte bir müzik enstrümanı çalacaksak önce notalar çıkartıyoruz, melodi çıkartıyoruz sonra büyük bir senfoni yapıyoruz. Yani büyük hedefi destekleyen küçük hedefleri veriyor oyunlar bize; akışa sokuyor ve başarabildikçe ben bunları da yapabiliyorum diyorsunuz. İşte buradaki bu başarabilmeyi de ölçtüğümüz araba kadranı gibi düşünün. Hani ne kadar hızlı gidiyorsunuz, yağı ne kadar kaldı, benzini ne kadar, motor nasıl gidiyor… Geri bildirim ekranlarına da oyun mekanikleri diyoruz. Aferin 30 puan yaptın bu yüzlüğü yapar mısın yüzlüğü yapamadın hadi seni seksene düşürdüm. Mesela bu tam bir oyun dilidir. Otuzluğu yaptın, aferin! Hadi! yüz yap, dedik, yapamadın. Senin için bugüne özel seksene düşürdüm, sekseni yaptın. Hadi! gel o zaman yüzü de yapalım. İşte bunlar da geri bildirimler, puanlar, oyun mekanikleri. İşte bu oyunu hızlandıran ilerleten akışta geri bildirim veren kurallara da oyun mekanikleri diyoruz.

Kitabınızda “Oyun Mühendisliği” başlıklı bir bölüm yer alıyor. Oyunlaştırma uzun vadede eğitim ortamının ayrılmaz bir parçası olacaksa bu alanın/eğitimin orkestra şefi öğretmenler, oyun mühendisi olabilir mi? Bu ayrı uzmanlık alanı gerektiriyor mu, oyun tasarlamak hangi becerileri gerektiriyor?

Oyun mühendisliği, oyunlaştırmanın da içinde yer alıyor. Tüm öğretmenlerimiz -ki bunu Amerika’da görebiliyoruz- oyun eğitimi alacak. Yani oyun oynamaktan bahsetmiyorum oyun yapmaktan bahsediyorum, Tabii ki de bir aşçı obez olabilir ama işin mutfağına geçtik diye illa oyun oynayacağız diye bir şey yok. Orkestra şefi dediniz benim için de çok doğru bir yaklaşım. Bu oyun mühendisliği ile ilgili kısım aslında oyun tasarım tekniklerini oyun firmalarının bulduğu bu teknik ve taktikleri doğru uygulamaktan geçiyor. Buna da bir şekilde oyun oynayarak oyunları görerek oyun mantığını anlayarak hareket etmek. Evet, yani eğitim tasarımı ile oyun tasarımı arasında çok küçük nüanslar olmaya başlayacak. Tabii ki eğitim tasarımının ölçümlemesi, bunun pedagojisi var ama oyunlar burada çok daha bizi destekleyecektir. Zamanla oyun tasarımı ile eğitim tasarımı arasındaki çizginin azalacağını düşünüyorum.

Ercan Bey, uzun yıllar dijital eğitim teknolojileri üzerine çalışmalar yaptınız. Pandemi döneminde uzaktan, eğitim, canlı ders, materyal tasarımı önem kazandı. Klasik eğitim modellerinin aktığı ırmağın yatağı değişti ve değişmeye de devam edeceğe benziyor. Bizde bazı kavramlar yeni yeni tanımlanıyor. Dijital eğitim teknolojisi nedir? Geldiğimiz noktada dijital çocukları, öğrencileri –ailelerin teknolojiye karşı önyargıları, (teknoloji bağımlılığı gibi) bilmezlikleri yanında-neler bekliyor? Bizleri neler bekliyor?

Online eğitim -ne yazık ki- zoomdan bir ekran açıp bunları paylaşmak değil. Biz tabi hazırlıksız yakalandık. Sonuçta kimse düşünmüyordu martta (böyle olacağını) ama o dönemi kapatabilmek için elimizdeki içerikleri zoomdan anlattık. Biliyorsunuz ki ben de yarı zamanlı öğretim görevlisiyim. Ben de aynı şekilde yaptım ama uzaktan eğitim tasarımı bir kurgu gerektirir. Yani: öncesi, sırası, takım çalışması, paylaşımı, etkileşimi, beyin fırtınası… Bunların her birinin 40 dakikada parça parça: 10 dakika şunu yapacağız, 15 dakika şunu yapacağız, gibi bir uzaktan eğitim tasarımı gerekiyor. Zaten biliyorsunuz bu aslında bir alan, buralara öğretmenlerimizin hazır olmadığını, içeriklerimizin de hazır olmadığını hepimiz kabul ediyoruz. Ama bundan sonraki döneminde de, yeni dönemlerde inşallah bu uzaktan eğitim tasarımının çok daha önemli bir hale gelecek… Örnek olarak da işte Coursera bunun linkleri verilebilir, edX gibi sitelerde girdiğiniz zaman direk video izlemiyorsunuz, önce küçük bir görev veriyor size, doküman ekliyorsunuz, hoca geliyor gruplar kuruluyor hızlı giden gruplara mentorluk yapılmaya başlanıyor. Küçük küçük oyun mekanikleri var, puanlar toplanıyor, gibi konularımız var, bu taraf böyle.

Tabi veli tarafını da sordunuz: evet, aileler de tabi çok fazla sürede şu anda çocuklar ekranda kaldıkları için ekranla haşır neşirlikleri çok yükseldi. Bunun olumlu tarafı var ama tabii ki bu teknoloji bağımlılığı ve ekran bağımlılığı diye geçen konuda da açıkçası sıkıntılar olabilir. Burada tabii ki öğretmenlerimizin de velilerimizin de daha dijital okuryazarlığının yükselmesi gerekecek. Her ekran da kötü değildir. Ekranları biliyorsunuz, üç tipe bölüyoruz. bununla ilgili sevgili Özgür Bolat’ın Google Türkiye ile yaptığı dijital ebeveynlik eğitimini öneririm. Orada da bunu açıklıyor. Ekranda ne ile ilgilenildiğine bakacağız. Hani, yemek yemek kötü müdür ama çok tatlı yemek kötüdür. Aynı şekilde çok fazla oyun oynamak, çok fazla youtube de çizgi film izlemek kötüdür ama çocuğu biraz da resim yaptırmak, oyun tasarlatmak, oyunlaştırma öğretmek belki bir müzik üretmek, online de ya da bir kitap okumak gibi yine ekrandan ama faydalı şeyler yapabilir. Bunu üçe bölüyoruz, dediğim gibi, birincisi araştırma; yani araştırma yapabilir çocuk Google de gezebilir. Bir şeyler bakabilir, bir şeyler izleyebilir ama bir amaç uğruna etkileşimli not alarak düşünerek aşama aşama… İkincisi tüketme; işte o youtube, oyun bunlar tüketme tarafına giriyor. Üçüncüsü ise üretme; yani kod yazıyorsa, doküman yazıyorsa, bir müzik oluşturuyorsa, resim çiziyorsa, hatta bir oyun içerisinde bir üretim yapıyorsa üretim ekranından geçiyor. Bunları üç tipini de dengeli yapmak lazım. Ben bunu yemekten örnek veriyorum yine, aram iyidir yemeklerle yemekleri de nasıl farkında kalarak bölüyorsak sulu yemek, yararlı yemek tatlı gibi; yemekleri böldüğümüz şekilde biz bu ekranları da bölmemiz gerekecek. Bu üç aşamada da tatlıyı biraz az yiyelim ama işte sağlıklı besinler yiyelim, işte organik besinler yiyelim, yemeye çalışacağız. Aynen ekranlarda dijital okuryazarlıkla süre bağımsız, ne kadar geçirdiğinden çok neyle geçirdiğine bakmamız gereken yeni bir döneme geçiyoruz.

Yeni Nesil Motivasyon/İş’te Oyunlaştırma adlı kitabınızda farklı alanlara ve kavramlara yönelik bilgiler veriyorsunuz. Yeni Nesil Motivasyon ve Davranış Mühendisliği bunlardan bazıları… Oyunlaştırmanın farklı alanlarda kullanımını görmek mümkün… Eğitim odaklı bakacak olursak oyunlaştırma gelecek için ne vaat ediyor. Ülkemizde ve dünyada bu alanda neler yaşanıyor, gelecekte bizi neler bekliyor?

Oyunlaştırmanın şu anda en popüler olduğu alan sınıflarımızdı. Öğretmenlerimiz mecburen çok popüler bir giriş yapmışlardı. Kahoot! gibi, Class Dojo gibi, Padlet gibi oyunlaştırılmış araçlar kullanılıyor zaten. Oyun firmaları da twitch gibi discord gibi plartformlar kullanıyordu. Pandemide artık pumadır, nikedir, bu tarz markalar da discord gibi oyunlaştırılmış plartformlardan kampanyalar yapmaya başladı. O plartformlarda büyüyenler okullara geldiğinde bence okulların her birinin discord plartformu olacak, yani: bir facebook grubu değil daha böyle avatarlı, meydan okumalı, videolu interaktif puan sistematiği rozetleri olan sistemler gelecek. Oyunlaştırma eğitim tarafında hem çocuğun okul dışı deneyiminin bir kitle olarak hemde sınıftaki deneyimini değiştirecek. Gelecekte çok fazla oyunlaştırılmış yeni nesil plartformlar görüyor olacağız. İnstagram, facebook gibi değil çok daha farklı discord, twitch gibi etkileşimin çok yüksek olduğu kişiselliştirmiş olan oyun mekaniklerinin, avatarların sembolik eğlenceli ikonların çok fazla olduğu platformlar geliyor. Her okulun bu tarz deneyimleri yapması, bunları yönetecek insanların olması önemli. İnsanların okulda geçirecekleri süre azalacak okullar kaybolmayacak diye düşünüyorum ama okulda geçirilen süre azalacak ve buralarda dijitalleşme ve oyunlaştırma çok öne çıkacak düşünüyorum. Daha da önemlisi sertifikalarımızın oyunlaştırılacağını düşünüyorum. Eğitim tarafında birçok yerden hem özel eğitim, hem zorunlu eğitim ile liselerden ve üniversitelerden alıyoruz. Bunlar şu an takip edilemiyor. Bu sertifikaların dijitalleşeceği ve blockchain üzerinde oyunlaştırma tabanlı olacağı daha bir strikervari seviyelerin olacağını düşünüyorum. Uzak gelecekte tabi bunu düşünüyorum, Blockchain tabanlı, blockchain de tam oturmadı çünkü hala bitcoin yani para tarafında var. Ama blockchain biliyorsunuz modüler platform yönetmek için de şeffaflık için de kullanılacak. Para için değil sadece blockchain tabanlı sertifikaların da uzun vadede eğitimde gelecekte bir fırsat olduğunu düşünüyorum.

Ercan Bey, bizimle çok değerli bilgiler paylaştınız, çalışmalarınızla eğitim dünyasına, biz öğretmenlere bu alanı tanıma fırsatı sağladınız. Çok teşekkür ediyor, OYUNLARIN GÜCÜ ADINA diyoruz.

Umarım faydalı olmuştur. Ben size çok teşekkür ediyorum. Oyunların Gücü Adına önce konuşmaya başlayacağız, bu tarz kıymetli bilgileri sonra da hayatımıza uygulayacağız. Oyunlar çok çok kıymetli bilgilere sahip ve biz bunları, oyunların gücünü, kullanmak istiyoruz. Oyun oynatmaktan çok oyunların gücüyle aslında çocuklarımıza daha doğru daha onların hoşuna gidecek eğitimler vermek istiyoruz. Çok teşekkür ediyorum, bana bu fırsatı verdiğiniz için, oyunla kalın, Oyunların Gücü Adına.

YORUMLAR

  • Henüz yorum yazılmadı