EVDE EĞİTİM YÖNETİMİ

Risk ve fırsat kavramlarının birlikte vücuda geldiği bu süreç karşılaştığımız yeni durum ve zorlukların yanında fırsatları da beraberinde getirmiştir.

Eğitimle ilgili olsun ya da olmasın hemen herkesin “Eğitimin üç temel ayağı nedir?” sorusuna vereceği cevapta genellikle “okul, veli, öğrenci” kavramları yer alır. Aslında bu üç temel unsurun hizmet ve odak noktası da “öğrenci”dir. Eğitimcilerin ya da her bir velinin yapacağı çalışmanın oluşturacağı katma değer de öğrenciyi merkeze almalıdır. 

Eğitim sürecinin normal akışında devam ettiği dönemin ihtiyaçları ile günümüzdeki eğitim ihtiyaçları birbirinden büyük derecede farklılıklar göstermektedir.
Yüz yılda olabilecek bir salgın hastalık sürecini yaşadığımız şu günlerde eğitimin temel paydaşlarının görev ve sorumluluklarında da önemli değişiklikler olmuş ve olmak zorunda kalmıştır. 

Pandemi döneminde okulun, öğrencinin, öğretmenin ve velinin görevleri ve etki alanlarında ciddi bir güncelleme yapılması zaruri bir ihtiyaç haline gelmiştir. Çünkü pandemi dönemi okulun da öğretmenin de velinin de hatta öğrencinin de tarifinde önemli değişiklikler yapılmasını bir gereklilik olarak karşımıza çıkarmıştır. 

En basit tarifi ile eğitim öğretim verilen kurumun adı “okul” iken bugün bu tarif yeni duruma göre güncellenmek zorundadır. Çünkü okul bu tarifin dışına çıkılarak; evlerimiz, odalarımız eğitim yuvası olmak zorunda kalmıştır. Öyle ki sınıfın duvarları artık ortadan kalkmış, içerisi her zamankinden daha görünür hale gelmiştir. Sınıflar evlerimizin oturma salonuna, çocuklarımızın odasına, belki mutfaklarımıza, bazen de bir televizyon karşısına, bir telefon ekranına hatta bilgisayarlarımıza taşınmıştır. 

Daha birçok örnek ile de açabileceğimiz “okul” kavramı gözle görünür bir şekilde kendini güncellemek durumunda kalmıştır. Tüm insanlığın yaşamış olduğu bu sorun karşısında hem okul hem veli hem öğretmen hem de öğrencinin yeni şartlara ayak uydurması öğrencilerimizi hedeflerine daha çok yakınlaştıracaktır.
Öğretmen boyutu ile bu sürece baktığımızda; okulunda, sınıfında, laboratuvarında, atölyesinde belli bir motivasyonla ve “bir arada” bulduğu öğrencilerinin eğitim ve öğretimine emek verirken yaşanan salgın hastalık bu standart durumu kısıtlamış, hatta lüks haline getirmiştir. Öğretmen ve öğrencinin eğitim ortam ve araçlarında ciddi değişimler yaşanmıştır. Her sınıf öğrenci sayısı kadar birbirinden farklı eğitim ortamlarına taşınmıştır.
Risk ve fırsat kavramlarının birlikte vücuda geldiği bu süreç karşılaştığımız yeni durum ve zorlukların yanında fırsatları da beraberinde getirmiştir. Kullanılan iletişim araçları sayesinde dünyanın öbür ucundaki alanında uzman bir kişinin sınıfa daveti, eğitim konusuna dâhil edilmesi oldukça kolaylaşmıştır. Bu yeni fırsat öğrencilerin eğitiminde etkin olarak kullanılabileceği gibi veli ve öğretmen eğitimlerinde de etkin kullanılabilme imkânlarını ardına kadar sunmaktadır.
Yüz binlerce öğretmen kişisel ve mesleki gelişimine bu yolla önemli artılar katarken bu imkânın veliler için de kullanılması velilerin yeni duruma hızlı adaptasyonu için olmazsa olmazlardandır. 

Sınıf ortamında motivasyon bir ihtiyaçken yeni durumda “büyük bir ihtiyaç” haline gelmiştir. Bu durumu eğitimin hiçbir paydaşı yok sayamaz, saymamalıdır. Ancak önceki dönemin motivasyon unsurları yeni durumun ihtiyaçlarına göre güncellenmeli, yeni iletişim yolları geliştirerek ekrandan kurulan diyaloğun daha etkin hale getirilmesi sağlanmalıdır. Bunun için teknolojinin sunduğu dijital imkanların yanında formasyon becerileri çok daha etkin bir şekilde kullanılmalıdır.
Eğitimin paydaşlarından biri olan velilerin pandemi döneminde etki ve sorumluluk alanları oldukça artmıştır. Hatta eğitimin en önemli paydaşı haline gelmiştir. Öyle ki anne babalar, okulun ve öğretmenin sunacağı hizmetin karşılık bulabilmesi için en büyük destekçi haline gelmiştir.  Okul ve öğretmen yüz yüze eğitim dönemine nazaran birçok yetki ve sorumluluğunu velilerle daha çok iş birliği yaparak yerine getirmek durumundadır. Velilerin okul ile öğrenci arasında köprü olma görevi çok daha kıymetli hale gelmiştir.

Artık anne babaların evde eğitim yönetiminin sağlıklı yürüyebilmesi için daha önceden eğitim ortamlarının birçok gerekliliğini yerine getiren okulun da öğretmenin de görev alanlarına destek sağlaması eğitimin başarısı için elzem hale gelmiştir. Belki de eğitim ortamlarının evlere taşınması veliler için yeni sorumluluk alanları ortaya çıkarmıştır. Unutulmamalıdır ki okul ve aile bu süreçte etkili iletişim içerisinde olurlarsa eğitim süreci yapıcı olarak ilerler ve öğrencilerin gerçek potansiyellerinin ortaya çıkaracaktır. 

Biz öğretmenler için okulda sınıf yönetimi çok önemli bir iştir. Ancak bu sınıfları evlere taşımıştır. Öğretmen açısından sınıf yönetimi ekran üzerinden yürütülen bir süreç haline gelmiştir. İşte tam da burada eğitim ortamlarını gerek fiziki gerek eğitim gerekse öğrenim açısından evde oluşturma zarureti “Evde, Eğitim Yönetimi” kavramının doğmasına sebep olmuştur. Bu kavram eğitimin verimliliği açısından sınıf yönetimi kavramı kadar önemli ve etkin bir kavramdır. Okulda öğretmen için sınıf yönetimi neyse anne baba için de evde eğitim yönetimi aynı öneme haizdir. 

Evde, eğitim yönetiminin başarılı olarak yürütülebilmesi için;

  • Okul, öğrenci ve veli arasındaki iletişimin her zamankinden çok pozitif ve işbirliğine dayalı olmasına,
  • Öğrenci her zamankinden daha çok merkezde olmalı. Gerek okul gerekse veli atacağı her adımda bu hususu göz önünde bulundurmaya,
  • Anne babaların her zamankinden daha çok okulla ve öğretmenle iletişim içinde olması önem kazanmış olup yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri konusunda okul ve sınıf rehber öğretmenleri ile iletişim içinde olması,
  • Ailelerin evde sağladıkları eğitim ortamı okul koşullarına entegre olmalıdır. Baskıcı olmadan canlı derslerin pekiştirilmesi, konu tekrarlarının ve ödevlerin yapılması gibi birçok hususta veliler okulla işbirliği içinde rehber olmaya,
  • Evde eğitim sürecinde internet kullanımı, bilişim suçları gibi konularda çok daha dikkatli olmaya,
  • 7 gün 24 saat evde olan öğrenciler için zaman yönetimi ve zamanın etkili kullanılması konusunda okul ve veliler işbirliği içinde emek harcamaya,
  • Öğrencilerin başarısının temelini oluşturan uyku düzeni, doğru ve dengeli beslenme gibi sürecin sağlıklı yönetilmesini sağlayacak hususlarda üst düzey özen gösterilmesine,
  • Özellikle sınav sürecinde olan 8 ve 12. Sınıf öğrencilerinin velileri ek kaygılar oluşturmama konusunda özenli olmalıdır. Bu konuda okul rehber öğretmenleri ile tam bir koordinasyon içinde hareket etmelidir. Bu durum sınav başarısının olmazsa olmazlarındandır.
  • Öğrencilerin canlı derslere mutlaka hazırlıklı gelmesi sağlanmalı, haftalık ders programı öğretmen, veli ve öğrencinin işbirliği içinde uygulamaya,
  • Veliler ve öğrencilerin birlikte geçirdikleri sürenin artışı da dikkate alınarak çocuklarının kişisel gelişimine de önem vermelidirler. Kitap okuma, spor yapma, hobilerine zaman ayırma, evin günlük işlerine destek sağlama gibi konularda çocuklarına sorumluluk vermelidir.
  • Ayrıca ailece ve birlikte yapacakları işler içinde zaman ayırmayı da ihmal etmemelidirler.
Bu zor sürece eğitimciler ve anne babalar tarafından verilecek destek eğitimin niteliğine hiç şüphe yok ki önemli katkılar sağlayacaktır. Sürecin sonunda hedeflere yaklaşılan her an bu sürecin paydaşlarının başarısı olacaktır. 

Pandemi sürecinin kavramlarından olan canlı ders öğretmen ile öğrenciyi farklı mekânlardan 30 dakika bir araya getirirken veli ve öğrenci 7 gün 24 saat bir aradadır. Bu anlamda da velilerin süreçteki etkililiği göz ardı edilemez.
Sürecin en etkili paydaşı haline gelen ebeveynler için Milli Eğitim Bakanlığımızın yaptığı sayısız yazılı ve görsel eğitim çalışma bulunmaktadır. Bu çalışmaların şehir, okul, sınıf hatta öğrenci özelinde eğitimciler tarafından pedagojik, bilimsel ve insani anlamda desteklemesi veli eğitiminde önemli katma değerler sağlayacaktır. 

Şüphesiz yeni dönem ve yeni durum yeni çözüm yolları, yeni araçlar ve yeni bakış açıları gerektiriyor. Canlı dersler üzerinden eğitim okul ve sınıf rehber öğretmenleri, branş öğretmenleri, her kademedeki eğitim yöneticileri “veli eğitimi” üzerinde odak noktaları oluşturarak destek sağlanmalıdır. Öğrencilerin canlı derslere katılımı hususunda çözüm önerileri geliştirmek, problem özelinde yeni iletişim yolları oluşturmak ve sağlanacak pratik destekler elde edilecek sonuca hiç şüphesiz katkılar sağlayacaktır. 

Bu süreçte okulu ve sınıfı bünyesine alan evlerimiz birer eğitim yuvası haline gelmiştir. Evlerde eğitim sürecini yönetme konusunda sağlanacak destek, velilerin tükenmişlik sendromu yaşamasını; yorgun, bitkin düşmüş ve çocuklarıyla iletişim sorunları yaşayan anne babaları karşımıza çıkmasını engelleyecek en önemli hususudur. Ancak böyle “okul, veli ve öğrenci” üçlemesi verilen emeğin sonucunda en yüksek verimliliği ve değeri oluşturabilir.
Sonuç olarak her biri geleceğimizin teminatı olan öğrencilerimiz için öğretmenlerinin verdiği büyük emek velilerine sağlanacak eğitsel katkılarla sürecin en az eksik ve en iyi verimlilikle tamamlanabileceğini ortaya koymaktadır. Pandemi sona erdiğinde eğitim süreci; öğrencileri için emek veren okulların, öğretmenlerin ve anne babaların başarı hikâyelerini eğitim tarihine altın harflerle yazılacaktır.